<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Anlayalım! &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.anlayalim.com/category/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.anlayalim.com</link>
	<description>Ne öğrenmek istemiştiniz?</description>
	<lastBuildDate>Mon, 31 May 2010 03:05:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Diş Apsesinin İyileşme Süreci Nedir</title>
		<link>http://www.anlayalim.com/2010/03/03/dis-apsesinin-iyilesme-sureci-nedir/</link>
		<comments>http://www.anlayalim.com/2010/03/03/dis-apsesinin-iyilesme-sureci-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 00:40:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zuxxi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[diş abses]]></category>
		<category><![CDATA[diş absesi için antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[diş apsesi antibiyotikleri]]></category>
		<category><![CDATA[diş apsesi iyileşmiyor]]></category>
		<category><![CDATA[diş apsesi nasıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[diş apsesi neden meydana gelir]]></category>
		<category><![CDATA[diş apsesi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[diş apsesi oluşma süreci]]></category>
		<category><![CDATA[diş apsesinin iyileşme süreci]]></category>
		<category><![CDATA[diş apsesinin ne kadar sürede iyileşir]]></category>
		<category><![CDATA[diş iltihabı antibiyotik tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[diş iltihabı nasıl geçer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anlayalim.com/?p=1404</guid>
		<description><![CDATA[Uygun antibiyotik kullanıldığı takdirde bir haftalık antibiyotik tedavisi sonucu apsenin akut dönemi geçirilmiş olur Apse Nedir? Bazı kişiler diş çürümesini ciddi bir sağlık sorunu olarak görmezler. Ancak, zamanında ve doğru şekilde müdahale edilmediğinde, daha çok sorun yaratan bir hastalığa yol açabilir. Çürüme, bakterinin, dişin özünü enfekte etmesine izin verir. Enfeksiyon köke ve çevre kemiğe yayılır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2010/03/apse.gif" rel="lightbox[1404]"><img class="alignright size-medium wp-image-1405" title="apse" src="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2010/03/apse-300x195.gif" alt="" width="300" height="195" /></a><strong> </strong></p>
<p><em><strong>Uygun antibiyotik kullanıldığı takdirde bir haftalık antibiyotik tedavisi sonucu apsenin akut dönemi geçirilmiş olur</strong></em></p>
<p><strong>Apse Nedir?</strong></p>
<p>Bazı kişiler diş çürümesini ciddi bir sağlık sorunu olarak görmezler. Ancak, zamanında ve doğru şekilde müdahale edilmediğinde, daha çok sorun yaratan bir hastalığa yol açabilir. Çürüme, bakterinin, dişin özünü enfekte etmesine izin verir. Enfeksiyon köke ve çevre kemiğe yayılır. Bu abse olarak bilinir. Eğer enfeksiyon kemiğe ulaşırsa, diş kaybedilebilir. Enfekte diş kökü ve şişmiş doku ağrıya neden olabilir. Eğer kök ölürse, ağrı yok olacak, ancak yavaş yavaş da bitişik kemiğe zarar verecektir. Enfeksiyonun bir bölümü olarak oluşan irin, çene boyunca bir kanalı aşındırabilir ve diş eti üzerinde bir şişme ya da içi irinle dolu bir deri lezyonuna yol açabilir.</p>
<p><strong>Abse Belirtileri</strong><br />
Dişte sürekli ya da zonklama şeklinde ağrı;<br />
Sıcak ya da soğuk yiyecek ve içeceklere karşı hassasiyet;<br />
çiğnerken ağrı;<br />
Boyunda şişmiş lenf düğümleri<br />
Ateş ve genel kırıklık.<br />
Apse Teşhis<br />
Eğer dişinizde sürekli ve zonklama tarzında bir ağrı varsa, çiğnerken ağrı duyuyorsanız ya da sıcak ya da soğuk yiyecek ve içeceklere karşı hassassanız apseli bir dişiniz olabilir. Hafif ateş, boyunda şişmiş lenf düğümleri olabilir ve genel olarak kendinizi iyi hissetmezsiniz.<br />
Sızlayan dişin yanındaki diş eti üzerinde oluşan şişme bir noktada patlayabilir ve patlarken ağzınızda kötü tat ve koku bırakan yoğun bir sıvı çıkarabilir. Aynı anda, ağrı büyük bir olasılıkla geçecektir. Eğer bu semptomlardan herhangi birini yaşarsanız, derhal diş hekiminize başvurun. Diş hekiminiz dişinizi muayene eder ve ne yapılması gerektiğine karar verir.<br />
Absenin Tedavisi<br />
Diş hekiminize gitmeden önce, aspirin ya da başka bir ağrı giderici alarak apse ağrısını geçirmeye çalışabilirsiniz. Yalnız, aspirini doğrudan dişinizin ya da çevre dokunun üzerine uygulamayın. Ağzınızı saat başı ılık, tuzlu suyla çalkalamak yatıştırıcı olabilir ancak tedavi edici değildir.<br />
Geçmişte, apseli bir dişe yapılan tek tedavi, dişin çekilmesiydi Belirli koşullar altında diş çekimi yine de uygun olabilir. Ancak, günümüzde diş hekimleri genellikle apseli dişleri iyileştirmektedirler.<br />
İlk adım olarak, diş hekiminiz büyük bir olasılıkla enfeksiyonu gidermek için bir antibiyotik tedavisi uygulayacak. böylece enfeksiyonun vücudunuzun diğer bölümlerine yayılmasını önleyecektir. Rahatlamanız için ayrıca reçeteye ağrı giderici ilaçlar yazabilir.<br />
Dişinizi kurtarmak için diş hekiminiz, o bölgeyi uyuşturabilir ve daha sonra o dişin diş özü yuvasına bir delik açabilir. Bu basıncı azaltacaktır. Diş özü yuvası temizlenir, dezenfekte edilir ve hareket etmeyecek şekilde bir maddeyle doldurulur. Apseli diş temizlendikten sonra eğer şişme devam ediyorsa, diş hekiminiz aktinomikoz adı verilen bir hastalık olup olmadığını anlamak için özel bir kültür yapmayı isteyebilir.<br />
Bir sonraki adımda diş hekimi diş içine geçici bir dolgu koyacaktır. Enfeksiyon temizlendikten sonra<br />
Diş hekimi büyük bir olasılıkla sizi birkaç ay içinde tekrar görmek isteyecektir. Tekrar gördüğünde ise apsenin bıraktığı boşlukta kemik ve dokunun büyüyüp büyümediğini saptamak için dişin röntgeni çekilecektir. Eğer boşluk sağlıklı görünüyorsa, tedavi biter. Enfeksiyon devam ederse, ek tedaviler gereklidir ve diş hekimi sizi hastalıklı dokunun (zaman zaman kökün ucunu da içeren bir küçük kısım) ortadan kaldırılması için ameliyat edecek olan bir uzmana gönderebilir.<br />
</p>
<p><strong>Nasıl Tedavi Edilmelidir ? </strong></p>
<p>Diş kökündeki apse:</p>
<p>Kök kanal tedavisi, dişin kökünde bulunan apselerin tedavisi için genellikle kullanılan bir yöntemdir. Bir genel diş hekimi ya da endodontist (bu tedavinin uzmanı) kök kanal tedavisini gerçekleştirebilir.</p>
<p>Eğer kök kanal tedavisinden sonra da enfeksiyon devam ederse başka bir tedavi gerekir. Diş hekiminiz sizi, hastalıklı dokunun cerrahi bir yöntemle temizlenebilmesi için, bir ağız cerrahisi uzmanına yönlendirebilir.</p>
<p>Kök kanalı tedavisi ya da ameliyatın mümkün olmadığı durumlarda, diş hekimi dişi çekmek zorunda kalabilir. Bu durumda kaybedilen dişin yerine bir implant (yapay diş kökü) takılabilir, köprü yapılabilir ya da çıkarılabilir takma diş takılabilir.</p>
<p>Diş eti ve diş arasındaki apse:</p>
<p>Diş hekimleri bu tip apseleri, genellikle önce iltihabı boşaltıp sonra da bölgeyi çok iyi temizleyerek tedavi ederler. Daha sonra dişin kök yüzeylerini temizleyerek iyileşmeyi sağlarlar ve enfeksiyonun tekrar nüksetmesini engellerler. Bu aşama öncesinde doktorunuz diş etinizi ve dişinizi uyuşturmak için anestezi iğnesi kullanabilir.</p>
<p>Diş hekiminiz gelişimi takip etmek için 6 ay içinde dişinizin röntgeninin çekilmesini isteyerek kemiğin iyileşmesini, enfeksiyonun temizlenip temizlenmediğini kontrol edebilir.</p>
<p>Doktorunuz diş eti ve diş arasındaki apseyi tedavi etmek için diş eti ameliyatını önerebilir. Bu ameliyat genellikle bir periodontist tarafından gerçekleştirilir. Bu işlemde diş etinin dokusu tekrar şekillendirilerek inceltilir, böylece temiz tutulması ve enfeksiyona karşı korunması kolaylaşır.</p>
<p>Eğer ağzınızda, yediğiniz yemeklerin birikmesine neden olan bir alan varsa, dolgu yerleştirilerek o bölüm kapatılır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anlayalim.com/2010/03/03/dis-apsesinin-iyilesme-sureci-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kan Grupları ve Uyumu</title>
		<link>http://www.anlayalim.com/2010/02/25/kan-gruplari-ve-uyumu/</link>
		<comments>http://www.anlayalim.com/2010/02/25/kan-gruplari-ve-uyumu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 00:30:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>funq</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[a eraş kime verir kan grubu]]></category>
		<category><![CDATA[er aş]]></category>
		<category><![CDATA[eraş]]></category>
		<category><![CDATA[hangi kan grubu]]></category>
		<category><![CDATA[kan grupları]]></category>
		<category><![CDATA[kan grupları arasında uyum]]></category>
		<category><![CDATA[kan grupları transfer]]></category>
		<category><![CDATA[kan grupları ve uyumu]]></category>
		<category><![CDATA[negatif]]></category>
		<category><![CDATA[pozitif]]></category>
		<category><![CDATA[rh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anlayalim.com/?p=1379</guid>
		<description><![CDATA[Kırmızı kan hücrelerinin üzerlerinde bulunan ve diğer kanlarda “antijen” özelliği gösteren maddelere göre insan kanlarının gösterdiği farktan doğan sınıflar. Yirminci yüzyıldan önceki kan nakli denemeleri vahim ve düş kırıklığına sebeb olacak sonuçlar vermişti. 1900 yıllarında Karl Landsteiner kanın dört ana grupta olduğunu, bu grupların kişiden kişiye farklı bulunduğunu gösterdi. Bu gruplama ABO sistemi olarak bilinir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2010/02/alyuvar.jpg" rel="lightbox[1379]"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1380" title="alyuvar" src="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2010/02/alyuvar-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Kırmızı kan hücrelerinin üzerlerinde bulunan ve diğer kanlarda “antijen” özelliği gösteren maddelere göre insan kanlarının gösterdiği farktan doğan sınıflar.</p>
<p>Yirminci yüzyıldan önceki kan nakli denemeleri vahim ve düş kırıklığına sebeb olacak sonuçlar vermişti. 1900 yıllarında Karl Landsteiner kanın dört ana grupta olduğunu, bu grupların kişiden kişiye farklı bulunduğunu gösterdi. Bu gruplama ABO sistemi olarak bilinir. Landsteiner’in buluşu kan naklinde emniyetlilik yolunu açtı. 1940 yılında yine Landsteiner ve çalışma arkadaşı Amerikalı Patolog Alexander S.Wiener, kan gruplamada yeni bir sistem keşfettiler. Rhesus türü maymunlarda yapılan çalışmalarla ortaya çıkarılmasından dolayı bu sisteme “Rh sistemi” denildi.<br />
<br />
ABO sistemi: Bu sisteme göre her kişi dört kan grubundan birine girer. Gruplar A, B, AB ve 0’dır. Ayırma işi, kırmızı kan hücreleri ve plazmada bulunan özel proteinlere göredir. Plazmadaki proteinler “aglutininler”, alyuvarların üzerindekiler ise “aglutiojenler” olarak adlandırılırlar. A ve B diye adlandırılan iki cins aglutinojen, a (alfa) ve b (beta) olarak adlandırılan iki cins aglutinin vardır. A grubu bir kişi alyuvarlarında A aglutinojenini ve plazmasında b aglutinini taşır. Bu kişinin kanı B aglutinojeni ve a aglutinini taşıyan B grubu bir kişiye verilirse alcının kanındaki a aglutininleri verenin A aglutinojeniyle birleşir ve çöker. Bu çökme vücûdun her yanında olur ve hayatla bağdaşmaz. Verilen kan oldukça az miktardaysa ortaya çıkan az miktar çökelti, çeşitli damarları tıkayarak birçok organlarda hasar yapar.</p>
<p>AB grubundaki kişiler A ve B aglutinojenlerine sâhiptirler. Ancak bunların plazmasında aglutinin bulunmaz. 0 grubunda ise hiç aglutinojen olmayıp a ve b aglutininleri vardır. Tabloda kan gruplarına göre aglutinojen ve aglutininler gösterilmiştir.</p>
<p>Alyuvarlardaki Plazmadaki</p>
<p>Kan Grubu Aglutinojen Aglutinin</p>
<p>AAb (Anti A)</p>
<p>BBa (Anti B)</p>
<p>ABAB(-)</p>
<p>0(-) (Yok)a,b (Anti A ve B)</p>
<p>Tabloda görüldüğü gibi grupların adlandırılması aglutinojenlerine göre olmaktadır. Aglutinini olmayan AB grubuna “genel alıcı” grup, aglutinojeni olmayan 0 grubuna da “genel verici” grup isimleri verilmiştir. Tabloya bakarsak: Bir kan naklinde aynı harfli aglutinojen ve aglutinin karşılaşınca, çökelme (aglütine durumu) olacağı anlaşılır.</p>
<p>Rh sistemi: Rhesus proteini veya diğer adıyla Rh faktörü, kırmızı kan hücreleri üzerinde bulunan bir özel proteindir. Rh faktörüne göre iki tür kan ayrılır, Rh (+) ve Rh (-); yâni Rh proteinine sâhip veya sâhib olmayan kanlar. Rh (+) kişiye Rh (-) kan verilmesi hiçbir reaksiyon ortaya çıkarmaz. Rh (-) kişiye Rh (+) kan verilince ilk nakilde bir olay ortaya çıkmaz. Ancak bu sırada alıcının kanının serumunda verilen kanın Rh faktörüne karşı ortaya çıkan Anti Rh antikorları teşekkül eder. Aynı durum Rh (+) baba ile Rh (-) anneden doğan Rh (+) çocukta da söz konusudur. Çünkü Rh negatif olan annenin serumunda çocuğun Rh (+) antijenine karşı anti Rh antikorlar meydana gelir. Bu antikorlar müteakip hamileliklerde annenin kanıyla fetüsa geçtiğinde doğum sırasında veya hemen sonra hemolitik anemi ve buna bağlı ölümle biten durumlar ortaya çıkar. İkinci Rh (+) kan vermede birinci nakilde vücûdun meydana getirdiği anti Rh antikorları verici kanıyla reaksiyona girer ve damar içinde çökelme ortaya çıkar. Âcil kan değişimi uygulanmazsa bu durum hayatla bağdaşmaz.</p>
<p>ABO sistemindeki kan gruplarından;</p>
<p>1. Sıfır (0) grubunda, kişiler 0 ve 0 genlerini taşır ve homozigottur (iki geni aynı).</p>
<p>2. A grubundakinin genleri, A ve 0’dır (heterozigot, yâni iki geni farklı) veya A ve A’dır (homozigot).</p>
<p>3. B grubundakilerin genleri, ya B ve B’dir (Homozigot) veya B ve 0’dır. (heterozigot).</p>
<p>4. AB grubundakinin genleri ise, A ve B’dir. (heterozigot).</p>
<p>Mesela, A grubundaki heterozigot bir erkeğin toplam spermlerinin yarısı A, yarısı da 0 genini taşır. B grubundaki heterozigot bir dişinin yumurta sayısının yarısı B, yarısı da 0 genini taşır. Bu vasfa hâiz kimseler, evlendiklerinde aşağıdaki şemada görüldüğü gibi, ABO sisteminin dört grubunda da, yâni A, B, AB, 0 gruplarında da çocukları olabilir.</p>
<p>Bunu açıklayalım:</p>
<p>1. Birinin A genini taşıyan yumurta veya sperm, diğerinin 0 genini taşıyan üreme elemanı ile bir embriyon yaparsa bundan A grubunda çocuk olur.</p>
<p>2. B geni 0 ile birleşince B grubunda,</p>
<p>3. A geni B geni ile birleşince AB grubunda,</p>
<p>4. 0 geni 0 geni ile birleşince 0 grubunda çocuk veya çocuklar olur. Rh sisteminde de Rh (+) olan bir kimse, heterozigot ise, yâni genlerinden biri (+), diğeri (-) ise, kan grubu Rh (-) olan biri ile evlenince, çocukların kan grubu Rh (+) da olabilir, Rh (-) de olabilir. Yukarıdaki sistemde genlerin A, B ve (+) genleri, 0 ve (-) genlere karşı baskın (dominant) olup, onların özelliklerini örter.</p>
<p>Diğer kan grubu sistemlerinde de durum böyledir.</p>
<p>Ülkemizde ve dünyada yaygın olarak kullanılmakta olan kan grup sistemleri, ABO ve Rh sistemleridir. ABO grup sistemine göre kan grupları, A, B, AB ve O grubu diye dörde ayrılırken, Rh sistemine göre ise, RhD Pozitif ve RhD Negatif diye ikiye ayrılır. Her iki sistem birlikte kullanıldığından, ortaya sekiz farklı kan grubu çıkar. Ancak kan grupları, sadece bununla sınırlı değildir. Bazı kişilerde hem ABO grup sistemine ait alt gruplar (A1,A2,gibi) ve hem de Rh sistemine ait alt gruplar (D,d,C,c,E,e,gibi) bulunmaktadır. Bir kanın &#8220;Rh Negatif&#8221; diye nitelenebilmesi için bu alt grup antijenlerinden hiçbirinin bulunmaması gerekir. Ülkemizde CD pozitifliğine oldukça sık rastlanırken, DE pozitifliği daha nadirdir.Genel olarak bakıldığında Rh D pozitifliği %85-90 arasında değişmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anlayalim.com/2010/02/25/kan-gruplari-ve-uyumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boy Uzatmak İçin Neler Yapılmalıdır</title>
		<link>http://www.anlayalim.com/2010/02/24/boy-uzatmak-icin-neler-yapilmalidir-2/</link>
		<comments>http://www.anlayalim.com/2010/02/24/boy-uzatmak-icin-neler-yapilmalidir-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 05:02:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zuxxi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Boy uzaması için neler]]></category>
		<category><![CDATA[boy uzatma ekzersizleri]]></category>
		<category><![CDATA[boy uzatmak]]></category>
		<category><![CDATA[boy uzatmak için basketbol oynamak]]></category>
		<category><![CDATA[boy uzatmak için neler]]></category>
		<category><![CDATA[boy uzatmak için yapılması gereken şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[boyum uzamıyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anlayalim.com/?p=1350</guid>
		<description><![CDATA[Boyun uzunluğu önce genetik olarak gerçekleşir eğer ailenizin boylarıda kısaysa bu sizde genetik bir oluşumdur. En uygun beslenme tarzı, sebze, meyve ve proteinlerin dengeli alınması. Sağlıklı bir gebelik sonunda genellikle kız çocukları 48 cm, erkek çocukları 50 cm boyunda doğuyor ve süratle uzamaya devam ediyorlar. Normal kemik büyümesi için yeterli proteinin alınması, A, C, D [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2010/02/boy-uzatma.jpg" rel="lightbox[1350]"><img class="alignright size-medium wp-image-1353" title="boy uzatma" src="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2010/02/boy-uzatma-228x300.jpg" alt="" width="228" height="300" /></a>Boyun uzunluğu önce genetik olarak gerçekleşir eğer ailenizin boylarıda kısaysa bu sizde genetik bir oluşumdur.</p>
<p>En uygun beslenme tarzı, sebze, meyve ve proteinlerin dengeli alınması. Sağlıklı bir gebelik sonunda genellikle kız çocukları 48 cm, erkek çocukları 50 cm boyunda doğuyor ve süratle uzamaya devam ediyorlar. Normal kemik büyümesi için yeterli proteinin alınması, A, C, D vitaminleri, kalsiyum, fosfor ve iyotlu gıdaların yeterli miktarda tüketilmesi gerekiyor. Çinko ve bakır gibi elementler de boy uzaması için oldukça gerekli mineraller. Fakat &#8220;bu vitamin ve mineraller ne kadar fazla alınırsa boy o kadar uzun olur&#8221; diye düşünmemek gerekir. Bunlar sadece boyun normal şekilde uzamasını sağlar ve eksikliğinde boy kısalığı görülebilir.</p>
<p>Protein ve gerekli minerallerin yeterince alınabilmesi için et ve süt ürünlerinin çocukluk ve ergenlik döneminde düzenli olarak tüketilmesi gerekiyor. Çiğ yenebilecek sebze ve meyvelerin mümkün olduğunca pişirilmeden yedirilmesi gerekiyor. Her türlü katı gıdayı alabilen çocuklarda ek vitamin takviyesine gerek olmuyor. Alınan ek vitaminlerin boy uzamasına bir katkısı bulunmuyor.<br />
Gereğinden fazla alınan protein ve kalori de boyu uzatmıyor. Bademcik yüzünden hastalıklar geçiriyorsanız da, bademciğinizi aldırdığınız vakit boyun 15 20 cm uzadığı hakkında bir çok örnek de bulunmaktadır.</p>

<p>Beslenme yetersizliği boy kısalığı nedenlerinin başında gelir hatta en önemlisidir. Yiyecekler boy uzamasında ne ölçüde etkilidir ya da bir etkisi var mıdır? Evet kesinlikle vardır hatta gıdaların boya etkisi hamilelik döneminde başlar. Çocuğun normal boylu olabilmesi için anne sağlıklı, düzenli ve dengeli beslenmeli, sigara ve alkolden uzak durmalı, hamilelik döneminde diyet uygulayacaksa bu diyet çok sıkı olmamalı hatta kilo vermek için çalışmamalıdır. Ayrıca fazla alınacak kiloların da gebeliğin sağlıklı şekilde sürmesini engelleyebileceği unutulmamalıdır.</p>
<p>Çocukluk döneminde iyi bir gelişim için uyku çok önemlidir. Düzenli uykunun, zihinsel ve fiziksel gelişim için önemi, bilimsel olarak kanıtlanmıştır.</p>
<p><strong><a href="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2010/02/boy-uzatıcı-ilaçlar-yoktur.jpg" rel="lightbox[1350]"><img class="alignright size-medium wp-image-1352" title="boy uzatıcı ilaçlar yoktur" src="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2010/02/boy-uzatıcı-ilaçlar-yoktur-300x222.jpg" alt="" width="300" height="222" /></a>Boy Uzatan Vitaminler &#8211; İlaçlar ve İğneler</strong></p>
<p>Boy hormonu (büyüme hormonu) dışında boyu uzatan herhangi bir ilaç, vitamin veya iğne yok. Eğer boy kısalığı, bazı hormonların yetersizliğinden veya bazı hastalıklardan kaynaklanıyorsa testesteron veya tiroid hormonu takviyesi yapılabiliyor. Bu sebeple boyu uzatmak için yapılması gereken ilk şey, boy kısalığına neden olan sebebi bulmak. Erken teşhisin ve tedaviye erken başlamanın boyu uzatmak için en önemli faktör olduğu unutulmamalı.</p>
<p>Boy kısalığı büyüme hormonunun eksikliğinden kaynaklanıyorsa, hormon takviyesiyle istenilen büyüme hızı sağlanabiliyor. Büyüme hormonu seviyesi normal olan ve hasta olmayan kısalarda da hormon takviyesi ortalama 6 cm&#8217;lik uzama sağlayabiliyor.</p>
<p>Vitaminler Boy Uzatır mı?<br />
Hayır. Her tür gıdayı alabilen bir çocukta ya da ergenlik çağındaki birinde zaten vitamin eksikliği görülmez. Düzenli olarak alınan vitaminlerin boy uzamasına herhangi bir etkisi yoktur.</p>
<p>Ayrıca gereğinden fazla alınan protein ve kalorinin de boy uzamasına bir etkisi bulunmaz</p>
<p><strong><a href="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2010/02/basketbol-boy-uzatır-mı.jpg" rel="lightbox[1350]"><img class="alignright size-medium wp-image-1354" title="basketbol boy uzatır mı" src="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2010/02/basketbol-boy-uzatır-mı-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Basketbol Boy Uzatır mı?</strong></p>
<p>Basketbol ve yüzme gibi sporlar düzenli olarak yapıldığında boyu uzatmada faydalı olabileceğine inanılsa da basketbol voleybol veya yüzmenin boy uzattığını kanıtlayacak kesin bir delil bulunmamakta.</p>
<p>Bazı bilimadamları bu sporların boy üzerinde dolaylı olarak etkisi olabileceğini yani kişinin sağlıklı bir bedene sahip olmasını sağlayarak sağlıklı bir vücut gelişimine katkı yaptığını ve boyun normal şekilde uzamasını sağladığını düşünüyor.</p>
<p>Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Eğer dengeli beslenir ve düzenli spor yaparsak vücudumuz normal bir şekilde gelişmesini sürdürecek ve boyumuz da normal şekilde uzayacak ve kısa kalmayacağız. Fakat bu önlemler belli bir yaşa kadar etkili. Boy uzaması, iskeletimizin son şeklini alması, yani kemik uçlarındaki büyüme plaklarının kapanmasıyla kızlarda 16, erkeklerde 18 yaşında büyük ölçüde duruyor ve bu yaşlardan sonra 1-2 cm&#8217;den daha fazla bir uzama görülmüyor.</p>
<p>Her ne kadar kalıtsal bir özellik olarak bilinse de, çocuklarda boy uzaması için birçok yardımcı unsur bulunmaktadır. Bu unsurlar, beslenme, fiziksel aktivite, ve psikolojik durumdur.</p>
<p>En uygun beslenme tarzı, sebze, meyve ve proteinlerin dengeli alınması. Sağlıklı bir gebelik sonunda genellikle kız çocukları 48 cm, erkek çocukları 50 cm boyunda doğuyor ve süratle uzamaya devam ediyorlar. Normal kemik büyümesi için yeterli proteinin alınması, A, C, D vitaminleri, kalsiyum, fosfor ve iyotlu gıdaların yeterli miktarda tüketilmesi gerekiyor. Çinko ve bakır gibi elementler de boy uzaması için oldukça gerekli mineraller. Fakat “bu vitamin ve mineraller ne kadar fazla alınırsa boy o kadar uzun olur” diye düşünmemek gerekir. Bunlar sadece boyun normal şekilde uzamasını sağlar ve eksikliğinde boy kısalığı görülebilir.</p>
<p>Protein ve gerekli minerallerin yeterince alınabilmesi için et ve süt ürünlerinin çocukluk ve ergenlik döneminde düzenli olarak tüketilmesi gerekiyor. Çiğ yenebilecek sebze ve meyvelerin mümkün olduğunca pişirilmeden yedirilmesi gerekiyor. Her türlü katı gıdayı alabilen çocuklarda ek vitamin takviyesine gerek olmuyor. Alınan ek vitaminlerin boy uzamasına bir katkısı bulunmuyor.<br />
Gereğinden fazla alınan protein ve kalori de boyu uzatmıyor.</p>
<p>Beslenme yetersizliği boy kısalığı nedenlerinin başında gelir hatta en önemlisidir. Yiyecekler boy uzamasında ne ölçüde etkilidir ya da bir etkisi var mıdır? Evet kesinlikle vardır hatta gıdaların boya etkisi hamilelik döneminde başlar. Çocuğun normal boylu olabilmesi için anne sağlıklı, düzenli ve dengeli beslenmeli, sigara ve alkolden uzak durmalı, hamilelik döneminde diyet uygulayacaksa bu diyet çok sıkı olmamalı hatta kilo vermek için çalışmamalıdır. Ayrıca fazla alınacak kiloların da gebeliğin sağlıklı şekilde sürmesini engelleyebileceği unutulmamalıdır.</p>
<p>Çocukluk döneminde iyi bir gelişim için uyku çok önemlidir. Düzenli uykunun, zihinsel ve fiziksel gelişim için önemi, bilimsel olarak kanıtlanmıştır.</p>
<p>En uygun beslenme tarzı, sebze, meyve ve proteinlerin dengeli alınması. Sağlıklı bir gebelik sonunda genellikle kız çocukları 48 cm, erkek çocukları 50 cm boyunda doğuyor ve süratle uzamaya devam ediyorlar. Normal kemik büyümesi için yeterli proteinin alınması, A, C, D vitaminleri, kalsiyum, fosfor ve iyotlu gıdaların yeterli miktarda tüketilmesi gerekiyor. Çinko ve bakır gibi elementler de boy uzaması için oldukça gerekli mineraller. Fakat “bu vitamin ve mineraller ne kadar fazla alınırsa boy o kadar uzun olur” diye düşünmemek gerekir. Bunlar sadece boyun normal şekilde uzamasını sağlar ve eksikliğinde boy kısalığı görülebilir.</p>
<p>Protein ve gerekli minerallerin yeterince alınabilmesi için et ve süt ürünlerinin çocukluk ve ergenlik döneminde düzenli olarak tüketilmesi gerekiyor. Çiğ yenebilecek sebze ve meyvelerin mümkün olduğunca pişirilmeden yedirilmesi gerekiyor. Her türlü katı gıdayı alabilen çocuklarda ek vitamin takviyesine gerek olmuyor. Alınan ek vitaminlerin boy uzamasına bir katkısı bulunmuyor.<br />
Gereğinden fazla alınan protein ve kalori de boyu uzatmıyor.</p>
<p>Beslenme yetersizliği boy kısalığı nedenlerinin başında gelir hatta en önemlisidir. Yiyecekler boy uzamasında ne ölçüde etkilidir ya da bir etkisi var mıdır? Evet kesinlikle vardır hatta gıdaların boya etkisi hamilelik döneminde başlar. Çocuğun normal boylu olabilmesi için anne sağlıklı, düzenli ve dengeli beslenmeli, sigara ve alkolden uzak durmalı, hamilelik döneminde diyet uygulayacaksa bu diyet çok sıkı olmamalı hatta kilo vermek için çalışmamalıdır. Ayrıca fazla alınacak kiloların da gebeliğin sağlıklı şekilde sürmesini engelleyebileceği unutulmamalıdır.</p>
<p>Çocukluk döneminde iyi bir gelişim için uyku çok önemlidir. Düzenli uykunun, zihinsel ve fiziksel gelişim için önemi, bilimsel olarak kanıtlanmıştır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anlayalim.com/2010/02/24/boy-uzatmak-icin-neler-yapilmalidir-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öykünün Öyküsü</title>
		<link>http://www.anlayalim.com/2010/02/05/oykunun-oykusu/</link>
		<comments>http://www.anlayalim.com/2010/02/05/oykunun-oykusu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2010 12:23:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zuxxi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anlayalim green peace]]></category>
		<category><![CDATA[green peace nükleer karşıtı imza kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[i lovve nuclear]]></category>
		<category><![CDATA[öykünün öyküsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anlayalim.com/?p=1031</guid>
		<description><![CDATA[2006 yılıydı. Aylardan Haziran. Öykü okuldan çıkmış, arkadaşlarıyla saçma muhabbetler içerisinde, umursamaz bir şekilde kendisine “ama 2 dakika lütfen” diyen Greenpeace’cilerin yanından “hayır” diyen bi el hareketiyle geçer. Bunu takip eden 2 saniye içerisinde beyninde oluşacak imgeleri ve hissedeceği pişmanlığı tahmin etmeksizin attıgı ilk adımdan sonra kalbinde bir sızı, karında bir hareketlenmeyle, gerisin geri koşarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>2006 yılıydı. Aylardan Haziran. Öykü okuldan çıkmış, arkadaşlarıyla saçma muhabbetler içerisinde, umursamaz bir şekilde kendisine “ama 2 dakika lütfen” diyen Greenpeace’cilerin yanından “hayır” diyen bi el hareketiyle geçer. Bunu takip eden 2 saniye içerisinde beyninde oluşacak imgeleri ve hissedeceği pişmanlığı tahmin etmeksizin attıgı ilk adımdan sonra kalbinde bir sızı, karında bir hareketlenmeyle, gerisin geri koşarak yeşil tişörtlü Greenpeace’cilerin yanına geri döner. “Bi dakka pardon siz napıyosunuz, ben sizi biliyorum, ben napabilirim, ofise geleyim, bulaşık yıkayım, fotokopi çekeyim” diye başlar Greenpeace’deki yoluna.</p>
<p><img class="alignright" title="oyku_imza_toplarken2" src="http://nukleer.greenpeace.org/wp-content/uploads/2010/01/oyku_imza_toplarken2-225x300.jpg" alt="oyku_imza_toplarken2" width="225" height="300" /></p>
<p>Yüzyüze projesiyle devam eder, gönüllü olur, elinden geleni yapmaya çalışır, çünkü bu dünyada bir şeylerin hatta hiçbir şeyin yolunda gitmediğini düşünür, bunlar için bir şey yapmalıdır, ne yapılacağını bilemez ama doğru yerde olduğunu hisseder, çünkü onun gibi düşünenler, düşündükleri gibi yaşayanlar, aslında en önemlisi daha iyi bir dünyada hep beraber yaşamak isteyenler vardır orada.</p>
<p>İnanmakla başlar her şey. Kabullenmek, vazgeçmek çok kolay, nasılsa bir şey degişmeyecek sen ne yapabilirsin ki, en iyisi sana söylenenleri yap, sana söylenenleri izle, sana söylenenleri dinle, söylenenleri giy, oku, çalış, yaşlan. Hayır! Bir şeyler yapabilirsin, bir şeyleri degiştirebilirsin! Termik santraller, nükleer enerji, gdo’lu gıdalar, toksik atıklar, yanan ormanlar, katledilen hayvanlar, tahrip edilen denizler, silahlar, bombalar, ölen çocuklar olmak zorunda değil. Bunların varlığını kabul edemezsin, vazgeçemezsin, hayır demelisin! Hayır! Ben daha temiz, daha güzel bir dünyada yasamak istiyorum ve bunu hakediyorum ve hepimiz hakediyoruz.</p>
<p>Şimdi dört yıl sonra, geçen Cuma Beyoğlu’nda nükleere karşı imza topluyordu Öykü (bir de öncesinde Greenpeace’den arkadaşlarının hepsini aradı, gelsinler beraber toplayalım diye, orasını anlatmıyorum <img src="http://nukleer.greenpeace.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif" alt=":)" />Pazar günü (belki hepimizin pazar kahvaltılarından yeni kalktığı saatlerde), Kadıköy’de imza toplamaya çoktan başlamıştık. Öykü diyor ki, gönderelim size imza kağıtlarımızı, broşürlerimizi, siz de imza toplayın çevrenizde, mahallenizde, okulunuzda ne biliyim işyerinizde. 26 Nisan’a kadar 1 milyon kişi olalım, hep beraber durduralım nükleeri istiyor Öykü, istiyorum yani işte.<br />
<br />
<strong>İmza kağıtlarını indirmek ve bize göndermek çok kolay <img src="http://nukleer.greenpeace.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif" alt=":)" /></strong></p>
<ol>
<li>1.<a href="http://nukleer.greenpeace.org/nukleere_karsi_imza.pdf">Bu linke veya yandaki resme tıklayarak</a>, formu bilgisayarınıza indirin.</li>
<li>2.Yazıcınızdan alabildiğiniz kadar çıkış alın.</li>
<li>3.İmzalatabildiğiniz herkese formu imzalatın. E-posta adreslerini yazmayı unutmayın.</li>
<li>4.İmza dolu formları bize gönderin.</li>
</ol>
<ul>
<li>-Formu posta yoluyla “İstiklal Cad. Kallavi Sk. No: 1 Kat: 2 Beyoğlu-İstanbul” adresine</li>
<li>-(212) 292 76 22 numaralı faksa</li>
<li>-Bilgisayarınızda tarayıp, bilgi.tr@greenpeace.org adresine e-posta yoluyla gönderebilirsiniz.</li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anlayalim.com/2010/02/05/oykunun-oykusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük Zamdan Sonra Marlboro, Viceroy ve Tekel 2001&#8242;de Geri Adım</title>
		<link>http://www.anlayalim.com/2010/01/07/buyuk-zamdan-sonra-marlboro-viceroy-ve-tekel-2001de-geri-adim/</link>
		<comments>http://www.anlayalim.com/2010/01/07/buyuk-zamdan-sonra-marlboro-viceroy-ve-tekel-2001de-geri-adim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 15:07:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>funq</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[2001]]></category>
		<category><![CDATA[indirim]]></category>
		<category><![CDATA[marlboro]]></category>
		<category><![CDATA[marlboro ucuzladı]]></category>
		<category><![CDATA[phillip morris indirdi]]></category>
		<category><![CDATA[phillip morris zamları geri çekti]]></category>
		<category><![CDATA[sigara 2010 zammı]]></category>
		<category><![CDATA[sigara fiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[sigara fiyatları 2010]]></category>
		<category><![CDATA[sigara ne kadar]]></category>
		<category><![CDATA[sigara ne kadar oldu]]></category>
		<category><![CDATA[sigara yeni fiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[sigara zammı]]></category>
		<category><![CDATA[sigaraya indirim]]></category>
		<category><![CDATA[sigaraya ne kadar zam]]></category>
		<category><![CDATA[sigaraya yapılan zamlar geri çekildi]]></category>
		<category><![CDATA[sigaraya zam]]></category>
		<category><![CDATA[tekel 2001 ucuzladı]]></category>
		<category><![CDATA[tekel sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tekel sigara fiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[viceroy]]></category>
		<category><![CDATA[yeni sigara fiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[zam sigara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anlayalim.com/?p=761</guid>
		<description><![CDATA[Buraya tıklayarak da görebileceğiniz 4 ocak 2010 tarihinde sigara fiyatlarına yapılan büyük zamdan 2 gün sonra, yani 7 ocak tarihinde, Marlboro, Viceroy ve Tekel 2001 sigaralarında indirim yapıldı. Philsa&#8217;dan yapılan yazılı açıklamada, Bakanlar Kurulu&#8217;nun 31 Aralık 2009 tarihli Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan kararıyla sigaradaki ÖTV oranlarının yeniden belirlendiği ve buna bağlı olarak şirketin ürün fiyatlarının 4 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2010/01/sigaraindirim.jpg" rel="lightbox[761]"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-762" title="sigaraindirim" src="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2010/01/sigaraindirim-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a><a href="http://www.anlayalim.com/2010/01/03/sigaraya-bomba-gibi-zam/" target="_blank">Buraya</a> tıklayarak da görebileceğiniz 4 ocak 2010 tarihinde sigara fiyatlarına yapılan büyük zamdan 2 gün sonra, yani 7 ocak tarihinde, Marlboro, Viceroy ve Tekel 2001 sigaralarında indirim yapıldı.<br />
Philsa&#8217;dan yapılan yazılı açıklamada, Bakanlar Kurulu&#8217;nun 31 Aralık 2009 tarihli Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan kararıyla sigaradaki ÖTV oranlarının yeniden belirlendiği ve buna bağlı olarak şirketin ürün fiyatlarının 4 Ocak 2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yeniden düzenlendiği hatırlatıldı.</p>
<p>Açıklamada, &#8220;değişen pazar dinamikleri çerçevesinde&#8221; Marlboro&#8217;nun fiyatlarının yarından itibaren uygulanmak üzere revize edildiği belirtildi.</p>
<p>Açıklamaya göre, 7 lira olan Marlboro Uzun&#8217;un fiyatı 5.75 liraya, 7 lira olan Marlboro Kısa&#8217;nın fiyatı ise 5.50 liraya çekildi.</p>
<p>British American Tobacco (BAT) da, değişen pazar koşulları çerçevesinde Viceroy ve Tekel 2001 sigaralarının tüm çeşitlerinin yeni fiyatını 3.50 TL olarak belirlendi.<br />
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anlayalim.com/2010/01/07/buyuk-zamdan-sonra-marlboro-viceroy-ve-tekel-2001de-geri-adim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boy uzatmak için neler yapılmalıdır?</title>
		<link>http://www.anlayalim.com/2010/01/05/boy-uzatmak-icin-neler-yapilmalidir/</link>
		<comments>http://www.anlayalim.com/2010/01/05/boy-uzatmak-icin-neler-yapilmalidir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 21:06:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>funq</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[boy]]></category>
		<category><![CDATA[Boy uzaması için neler]]></category>
		<category><![CDATA[boy uzar mı]]></category>
		<category><![CDATA[boy uzatmak için neler]]></category>
		<category><![CDATA[boyu uzatmak için neler]]></category>
		<category><![CDATA[boyun uzaması için neler]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anlayalim.com/?p=672</guid>
		<description><![CDATA[Her ne kadar kalıtsal bir özellik olarak bilinse de, çocuklarda boy uzaması için birçok yardımcı unsur bulunmaktadır. Bu unsurlar, beslenme, fiziksel aktivite, ve psikolojik durumdur. En uygun beslenme tarzı, sebze, meyve ve proteinlerin dengeli alınması. Sağlıklı bir gebelik sonunda genellikle kız çocukları 48 cm, erkek çocukları 50 cm boyunda doğuyor ve süratle uzamaya devam ediyorlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2010/01/uzun-boy.jpg" rel="lightbox[672]"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-681" title="uzun boy" src="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2010/01/uzun-boy-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Her ne kadar kalıtsal bir özellik olarak bilinse de, çocuklarda boy uzaması için birçok yardımcı unsur bulunmaktadır. Bu unsurlar, beslenme, fiziksel aktivite, ve psikolojik durumdur.</p>
<p>En uygun beslenme tarzı, sebze, meyve ve proteinlerin dengeli alınması. Sağlıklı bir gebelik sonunda genellikle kız çocukları 48 cm, erkek çocukları 50 cm boyunda doğuyor ve süratle uzamaya devam ediyorlar. Normal kemik büyümesi için yeterli proteinin alınması, A, C, D vitaminleri, kalsiyum, fosfor ve iyotlu gıdaların yeterli miktarda tüketilmesi gerekiyor. Çinko ve bakır gibi elementler de boy uzaması için oldukça gerekli mineraller. Fakat &#8220;bu vitamin ve mineraller ne kadar fazla alınırsa boy o kadar uzun olur&#8221; diye düşünmemek gerekir. Bunlar sadece boyun normal şekilde uzamasını sağlar ve eksikliğinde boy kısalığı görülebilir.</p>
<p>Protein ve gerekli minerallerin yeterince alınabilmesi için et ve süt ürünlerinin çocukluk ve ergenlik döneminde düzenli olarak tüketilmesi gerekiyor. Çiğ yenebilecek sebze ve meyvelerin mümkün olduğunca pişirilmeden yedirilmesi gerekiyor. Her türlü katı gıdayı alabilen çocuklarda ek vitamin takviyesine gerek olmuyor. Alınan ek vitaminlerin boy uzamasına bir katkısı bulunmuyor.<br />
Gereğinden fazla alınan protein ve kalori de boyu uzatmıyor.</p>
<p>Beslenme yetersizliği boy kısalığı nedenlerinin başında gelir hatta en önemlisidir. Yiyecekler boy uzamasında ne ölçüde etkilidir ya da bir etkisi var mıdır? Evet kesinlikle vardır hatta gıdaların boya etkisi hamilelik döneminde başlar. Çocuğun normal boylu olabilmesi için anne sağlıklı, düzenli ve dengeli beslenmeli, sigara ve alkolden uzak durmalı, hamilelik döneminde diyet uygulayacaksa bu diyet çok sıkı olmamalı hatta kilo vermek için çalışmamalıdır. Ayrıca fazla alınacak kiloların da gebeliğin sağlıklı şekilde sürmesini engelleyebileceği unutulmamalıdır.</p>
<p>Çocukluk döneminde iyi bir gelişim için uyku çok önemlidir. Düzenli uykunun, zihinsel ve fiziksel gelişim için önemi, bilimsel olarak kanıtlanmıştır.</p>
<p>En uygun beslenme tarzı, sebze, meyve ve proteinlerin dengeli alınması. Sağlıklı bir gebelik sonunda genellikle kız çocukları 48 cm, erkek çocukları 50 cm boyunda doğuyor ve süratle uzamaya devam ediyorlar. Normal kemik büyümesi için yeterli proteinin alınması, A, C, D vitaminleri, kalsiyum, fosfor ve iyotlu gıdaların yeterli miktarda tüketilmesi gerekiyor. Çinko ve bakır gibi elementler de boy uzaması için oldukça gerekli mineraller. Fakat &#8220;bu vitamin ve mineraller ne kadar fazla alınırsa boy o kadar uzun olur&#8221; diye düşünmemek gerekir. Bunlar sadece boyun normal şekilde uzamasını sağlar ve eksikliğinde boy kısalığı görülebilir.</p>
<p>Protein ve gerekli minerallerin yeterince alınabilmesi için et ve süt ürünlerinin çocukluk ve ergenlik döneminde düzenli olarak tüketilmesi gerekiyor. Çiğ yenebilecek sebze ve meyvelerin mümkün olduğunca pişirilmeden yedirilmesi gerekiyor. Her türlü katı gıdayı alabilen çocuklarda ek vitamin takviyesine gerek olmuyor. Alınan ek vitaminlerin boy uzamasına bir katkısı bulunmuyor.<br />
Gereğinden fazla alınan protein ve kalori de boyu uzatmıyor.<br />
<br />
Beslenme yetersizliği boy kısalığı nedenlerinin başında gelir hatta en önemlisidir. Yiyecekler boy uzamasında ne ölçüde etkilidir ya da bir etkisi var mıdır? Evet kesinlikle vardır hatta gıdaların boya etkisi hamilelik döneminde başlar. Çocuğun normal boylu olabilmesi için anne sağlıklı, düzenli ve dengeli beslenmeli, sigara ve alkolden uzak durmalı, hamilelik döneminde diyet uygulayacaksa bu diyet çok sıkı olmamalı hatta kilo vermek için çalışmamalıdır. Ayrıca fazla alınacak kiloların da gebeliğin sağlıklı şekilde sürmesini engelleyebileceği unutulmamalıdır.</p>
<p>Çocukluk döneminde iyi bir gelişim için uyku çok önemlidir. Düzenli uykunun, zihinsel ve fiziksel gelişim için önemi, bilimsel olarak kanıtlanmıştır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anlayalim.com/2010/01/05/boy-uzatmak-icin-neler-yapilmalidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Veremle Savaş Eğitimi Haftası</title>
		<link>http://www.anlayalim.com/2009/12/30/veremle-savas-egitimi-haftasi/</link>
		<comments>http://www.anlayalim.com/2009/12/30/veremle-savas-egitimi-haftasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Dec 2009 07:54:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>funq</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Alman]]></category>
		<category><![CDATA[b.c.g. aşısı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[b.c.g. nedir]]></category>
		<category><![CDATA[bcg aşısı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[bcg nedir]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[ilk aşı ne zaman yapılmıştır]]></category>
		<category><![CDATA[ince hastalık nedir]]></category>
		<category><![CDATA[koch basili nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ocak ayının ilk haftası]]></category>
		<category><![CDATA[rober koch hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[robert koch kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[robert koh kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[tüberküloz nedir]]></category>
		<category><![CDATA[verem hastalığının belirtileri nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[veremden korunmak için alınacak önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[veremden korunmak için ne yapmalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[veremin belirtileri nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[veremle savaş eğitimi haftası nedir]]></category>
		<category><![CDATA[veremle savaş haftası]]></category>
		<category><![CDATA[veremle savaş nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[veremle savaş nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anlayalim.com/?p=546</guid>
		<description><![CDATA[Veremle savaşın öneminin anlatıldığı bu hafta, Ocak ayının ilk haftasıdır. Tıp dilinde tüberküloz, halk arasında ise verem veya ince hastalık olarak bilinen bu hastalığı, Robert Koch isimli Alman doktoru bulmuştur. Bu sebeple hastalığa Koch Basili de denmektedir. İnsan vücuduna hava veya besinler yoluyla girebilen bu hastalık, bir organa yerleşip orayı zayıflatmaya başlar. Erken farkedilmezse sonuçları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2009/12/verem.jpg" rel="lightbox[546]"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-547" title="verem" src="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2009/12/verem-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Veremle savaşın öneminin anlatıldığı bu hafta, Ocak ayının ilk haftasıdır.</p>
<p>Tıp dilinde tüberküloz, halk arasında ise verem veya ince hastalık olarak bilinen bu hastalığı, Robert Koch isimli Alman doktoru bulmuştur. Bu sebeple hastalığa Koch Basili de denmektedir.</p>
<p>İnsan vücuduna hava veya besinler yoluyla girebilen bu hastalık, bir organa yerleşip orayı zayıflatmaya başlar. Erken farkedilmezse sonuçları ölümcül olabilir. En yaygın türü akciğer veremidir.</p>
<p>Bu hastalıktan korunmak için yapılan aşıya B.C.G. aşısı denir. Ülkemizde ilk olarak 22 Aralık 1952&#8242;de yapılmıştır ve sağlık kuruluşları o günden beri bütün vatandaşlara ücretsiz aşı yapmaktadır. Aşının başarısı sayesinde verem hastalığı günümüzde oldukça azalmıştır.</p>
<p><strong>VEREMDEN KORUNMAK İÇİN ALINACAK ÖNLEMLER</strong></p>
<p>1. Havasız yerlerde kalmamalıyız.<br />
2. Dengeli beslenmeliyiz.<br />
3. B.C.G. verem aşısını yaptırmalıyız.<br />
4. Veremli hastaların eşyalarını kullanmamalıyız.<br />
5. Veremli hastanın tabağından yemek yememeli, bardağından su içmemeli, kaşık ve çatallarını kullanmamalıyız.<br />
6. Öksüren, hapşıran insanlardan uzak durmalıyız.<br />
7. Açık ve temiz havada dolaşmalıyız.</p>
<p><strong>VEREM HASTALIĞININ BELİRTİLERİ</strong></p>
<p>1. Geceleri terleme ve hafif ateşlenme,<br />
2. Kesik kesik öksürükler,<br />
3. Halsizlik ve devamlı yorgunluk hali.<br />
4. İsteksizlik<br />
5. İnsan vücudunda zayıflama belirir. Zayıflama ilk iki ay içerisinde yavaş, sonraki aylarda daha hızlı görülür.</p>
<p><strong>ROBERT KOCH KİMDİR?<a href="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2009/12/robert_koch.jpg" rel="lightbox[546]"><img class="alignright size-medium wp-image-655" title="robert_koch" src="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2009/12/robert_koch-237x300.jpg" alt="" width="237" height="300" /></a></strong><br />
<br />
Heinrich Hermann Robert Koch (11 Aralık, 1843 &#8211; 27 Mayıs 1910) Alman hekim. Antraks basili (1877), tüberküloz basili (1882 ve kolera basili&#8217;nin (1883) keşfi ve Koch postülatlarını geliştirmesiyle ünlenmiştir. Tüberküloz konusundaki keşifleri nedeniyle 1905 yılında Nobel Tıp veya Fizyoloji Ödülünü almıştır. Bakteriyolojinin kurucularından biri olarak görülür.</p>
<p>Koch Clausthal, Almanya&#8217;da doğmuştur. Göttingen Üniversitesi&#8217;nde tıp eğitimi almış, 1866 yılında mezun olmuştur. Daha sonra Frank-Prusya Savaşı&#8217;nda görev almış ve Wollstein&#8217;de önemli bir tıbbi görevli olmuştur. Çok sınırlı kaynaklarla çalışmış olsa da, bakteriyolojinin kurucularından olmuştur.</p>
<p>Casimir Davaine antraks (şarbon) basilinin inekler arasında doğrudan aktarıldığını ortaya çıkardıktan sonra Koch antraksı daha yakından incelemeye başlamıştır. Bulduğu metodlarla kan örneklerinden basili arıtıp saf kültürler büyütmeyi başardı. Bu çalışması sonucu şarbonun bir konakçı canlı olmadan uzun süre dışarıda yaşayamadığını fakat oluşturduğu endosporların uzun süre varlıklarını sürdürdüğünü buldu. Toprağa karışan bu endosporlar açıklanamayan ani şarbon salgınlarının nedeniydi. Koch buluşlarını 1876&#8242;da yayımladı ve 1880&#8242;de Berlin&#8217;deki Emperyal Sağlık Bürosu&#8217;nda bir iş ile ödüllendirildi. 1881&#8242;de ateş kullanarak cerrahi aletlerin sterilize edilmesini teşvik etti.</p>
<p>Berlin&#8217;de daha önce kullandığı metodları geliştirdi. Onun geliştirdiği yöntemler bugün hâlâ kullanılmaktadır. Bu yöntemlerin yardımıyla tüberküloza neden olan bakteriyi (Mycobacterium tuberculosis) 1882&#8242;de keşfetmiştir. 19. yüzyılın ortalarında tüberküloz her yedi ölümden birinin sorumlusu olan çok ölümcül ve önemli bir hastalıktı. Bu nedenle Koch&#8217;un o dönemde yaptığı keşif cidden çok önemlidir ve onu bakteriyolojik araştırma konusunda ünlü Louis Pasteur ile denk kılmıştır.</p>
<p>1883&#8242;te Koch bir Fransız araştırma ekibiyle birlikte İskenderiye, Mısır&#8217;da kolera üzerine çalışmıştır. Koch koleraya neden olan vibrio bakteriyi saptamış olsa da deneylerle bunu kanıtlamayı becerememiştir. Bakteri daha önce İtalyan anatomist Filippo Pacini tarafından 1854&#8242;te izole edilebilmişti fakat bu çalışma o dönemler miasma teorisinin revaçta olması sebebiyle önemsenmemiştir. Koch Pacini&#8217;nin çalışmalarından habersizdir ve bağımsız bir keşif yaptı ve sahip olduğu ün ve önem nedeniyle bu buluş kısa sürede yayılmıştır. Yine de bakteri 1965&#8242;te resmen Vibrio cholerae Pacini 1854 olarak yeniden adlandırılmıştır.</p>
<p>1885&#8242;te Koch Berlin Üniversitesinde hijyen profesörü olmuş, daha sonra 1891&#8242;de yeni kurulmuş olan Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü&#8217;nün yöneticisi olmuştur. Bu görevden 1904&#8242;te istifa etmiş ve dünyayı dolaşarak, Güney Afrika, Hindistan ve Cava&#8217;daki hastalıkları incelemiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anlayalim.com/2009/12/30/veremle-savas-egitimi-haftasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ugg Nedir?</title>
		<link>http://www.anlayalim.com/2009/12/27/ugg-nedir/</link>
		<comments>http://www.anlayalim.com/2009/12/27/ugg-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 22:42:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>funq</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Moda]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çirkin]]></category>
		<category><![CDATA[erkek adam ugg giyer mi]]></category>
		<category><![CDATA[erkek adam ugg giyermi]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler ugg giyer mi]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler ugg giyermi]]></category>
		<category><![CDATA[ne kadar]]></category>
		<category><![CDATA[ugg]]></category>
		<category><![CDATA[ugg ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[ugg nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ugly]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anlayalim.com/?p=510</guid>
		<description><![CDATA[Bugünlerde yolda gördüğümüz her 10 bayandan 9&#8242;unun ayağında göze çarpan, pazarda 20 TL civarı fiyatlarda bulunabilen bu kaba görüntülü botların çıkış yeri Avusturalya. Avusturalyalıların giyme maksadı ise, özellikle 70&#8242;li yıllarda denizden çıktıklarında ayaklarının ısınmasını sağlamak. Peki bu maksatla kullanılan bir bot nasıl moda olur? İşte bu sorunun cevabı Amerikan sosyetesinin anlaşılmazlığında gizli. İlk olarak 2004 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2009/12/ugg.jpg" rel="lightbox[510]"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-511" title="ugg" src="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2009/12/ugg-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Bugünlerde yolda gördüğümüz her 10 bayandan 9&#8242;unun ayağında göze çarpan, pazarda 20 TL civarı fiyatlarda bulunabilen bu kaba görüntülü botların çıkış yeri Avusturalya. Avusturalyalıların giyme maksadı ise, özellikle 70&#8242;li yıllarda denizden çıktıklarında ayaklarının ısınmasını sağlamak.</p>
<p>Peki bu maksatla kullanılan bir bot nasıl moda olur? İşte bu sorunun cevabı Amerikan sosyetesinin anlaşılmazlığında gizli.</p>
<p><a href="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2009/12/ugg2.jpg" rel="lightbox[510]"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-512" title="ugg2" src="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2009/12/ugg2-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>İlk olarak 2004 baharında Cameron Diaz&#8217;ın ayağında görüldüğü rivayet edilen Ugg&#8217;lar çok kısa süre içerisinde Hollywood&#8217;a hızla yayıldı ve Kate Moss, Gwyneth Paltrow, Julia Roberts, Cameron Diaz, Sarah Jessica Parker gibi yıldızlar da kısa süre içerisinde Ugg&#8217;lu pozlarını verdi. Bir programında Oprah Winfrey&#8217;in de açıkça övmesiyle Ugg&#8217;lar artık sosyetece kutsanmış oldu.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ise sosyeteden önce pazarlara düşen Ugg&#8217;lar, öncelikle kenar mahallelerden kopup gelen düşük gelirli aile kızlarının simgesi oldu, daha sonra da toplumun neredeyse bütün kesimlerine yayılarak çirkin egemenliğini ilan etti.</p>
<p><a href="http://i49.tinypic.com/280tg7k.jpg" target="_blank" rel="lightbox[510]"><img class="alignleft" style="border: 0px initial initial;" src="http://i49.tinypic.com/280tg7k.jpg" border="0" alt="Image and video hosting by TinyPic" width="224" height="423" /></a><strong> </strong></p>
<p><strong>Erkek Adam Ugg Giyer Mi?</strong></p>
<p>Tam da daha kötüsü olamaz derken, bayanlarda görmekten bıktığımız bu çirkin botları erkeklerin de giymeye başlamasıyla, dünya çapında intihar vakaları arttı ve insanlık tarihi için kara günler başladı. Bruce Willis, Brad Pitt, Orlando Bloom&#8230; Sanki hepsi türümüzü yok etmeye çalışan kötü kalpli uzaylılarla işbirliği içinde, bizi kaosa sürüklemeye çalışır gibi sıkılmadan utanmadan giydiler Ugg&#8217;ları. Ve yurdum erkekleri,  Emre Altuğ, Mazhar Alanson, Cengiz Semercioğlu, güvendiğimiz kim varsa hepsi&#8230; İş çok çirkin boyutlara ulaştı.<br />
<strong>Ugg Gerçeği</strong></p>
<p>Kelime olarak Ugg, İngilizce &#8220;Ugly&#8221; yani &#8220;Çirkin&#8221; kelimesinden türemiştir. Zaten görüntü bu konuda her şeyi anlatıyor.</p>
<p>Tabanların düzlüğü sebebiyle topuğa destek olmuyor, dolayısıyla uzun süreli giyimlerde çeşitli eklem, taban ve topuk ağrılarına sebep olması kaçınılmaz.</p>
<p>Önerilen kullanım şekliyle, yani çorapsız giyildiğinde, üretici firma tarafından iddia edildiği gibi kuru tutmak bir yana, 1 saat içerisinde sırıl sıklam terlettiği söyleniyor. Çorapla giyildiği zamansa derinin işlevi kalmıyor.</p>
<p>Kalın ve kürklü görünümüne rağmen, su geçiriyor, karda yağmurda çamurda giyilmiyor. Ve geçirdiği suyu uzun süre de tutuyor, bırakmıyor.</p>
<p>Kendi sitesinde berlirtilen 180 $&#8217;lık dudak uçuklatan satış fiyatıyla da bu özelliklerin hangi kısmına bu kadar para verileceğini düşündürtmüyor değil.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Erkekler beğenmiyor, fiyatı çok yüksek, sağlıksız&#8230; Azalarak bit Ugg, azalarak bit!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anlayalim.com/2009/12/27/ugg-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GDO Hakkında Bilgi Kirliliği Nereden Geliyor</title>
		<link>http://www.anlayalim.com/2009/12/20/gdo-hakkinda-bilgi-kirliligi-nereden-geliyor/</link>
		<comments>http://www.anlayalim.com/2009/12/20/gdo-hakkinda-bilgi-kirliligi-nereden-geliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 03:07:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zuxxi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[basın açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[GDO]]></category>
		<category><![CDATA[gdo gerçeği]]></category>
		<category><![CDATA[gdo nedir]]></category>
		<category><![CDATA[genetiği değiştirilmiş organizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[hayır]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl anlaşılır]]></category>
		<category><![CDATA[nereden geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[platformu]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve köy işleri bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yasaklansın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anlayalim.com/?p=429</guid>
		<description><![CDATA[GDO&#8217;ya hayır platformunun yayınladığı bildiride GDO hakkında bilgi kirliliği yaratan taraflara çok ciddi söylemler yer alıyor. Peki nedir bu bildiri, bilgi kirliliği nereden geliyor GDO’LAR KONUSUNDA BİLGİ KİRLİLİĞİNİ KİM YARATIYOR? BASIN DUYURUSU- 17 Aralık 2009 Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanmış olan “Sorularla GDO Gerçeği” isimli broşürün yaklaşık 5 milyon kişiye internet yoluyla gönderilmesine devam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2009/12/genetiği-değiştirilmiş-zebra-balığı-normal-balık.jpg" rel="lightbox[429]"><img class="alignleft size-medium wp-image-430" title="genetiği değiştirilmiş zebra balığı normal balık" src="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2009/12/genetiği-değiştirilmiş-zebra-balığı-normal-balık-263x300.jpg" alt="" width="263" height="300" /></a>GDO&#8217;ya hayır platformunun yayınladığı bildiride GDO hakkında bilgi kirliliği yaratan taraflara çok ciddi söylemler yer alıyor. Peki nedir bu bildiri, bilgi kirliliği nereden geliyor</p>
<p>GDO’LAR KONUSUNDA BİLGİ KİRLİLİĞİNİ KİM YARATIYOR?<br />
BASIN DUYURUSU- 17 Aralık 2009</p>
<p>Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanmış olan “Sorularla GDO Gerçeği” isimli broşürün yaklaşık 5 milyon kişiye internet yoluyla gönderilmesine devam ediliyor. Broşürün amacı kamuoyunda oluşan bilgi kirliliğinin giderilmesi! Ancak, broşür incelendiğinde bilgi kirliliğinin artarak devam ettiği görülmektedir.</p>
<p>Broşürde Bakanın hitap bölümünde, 26 Ekim 2009 tarihli GDO Yönetmeliğinin yürütmesini Danıştay’ın 3 Aralık 2009 tarihinde durdurması konusu da bilgi kirliliğinden etkilenmiş olabileceği ile ilişkilendirilmektedir. Son derece yersiz bu saptama ile kamuoyunun kafası bir kez daha karıştırılmaya çalışılmaktadır!</p>
<p>Yönetmeliğin yayımlandığı ilk günden itibaren GDO’ya Hayır Platformu öncelikle Biyogüvenlik Yasası’nın çıkması gerektiğini, yönetmeliğin “dayanak” kısmında yer alan hiçbir yasanın dayanak oluşturmayacağını, bu kısımda yer alan iki yasanın GDO tarımı daha yeryüzünde başlamadan önce çıkmış olduğunu, dayanakta yer alan yasaların GDO’lar konusunda herhangi bir düzenlemeyi içermediklerini belirtmiştir. Danıştay son derece haklı olarak yasa ile düzenlenmesi gereken bir alanın yönetmelikle düzenlenmeye çalışılmasının Anayasa’ya aykırılık içerdiğini belirtmiştir.</p>
<p>Bakanlık, bu durum karşısındaki savunmasını broşürde, Biyogüvenlik Yasası çıkarılıncaya kadar oluşacak boşluğu yönetmelik ile doldurmak şeklinde açıklamaktadır. Platformumuzun bileşeni TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası 1998’den beri, GDO’ya Hayır Platformu kurulduğu 2004’ten beri ülkemize GDO’ların girdiğini, bunun önlenebilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini AKP hükümetinden istemektedir. 2010 yılına gireceğimiz bu güne kadar herhangi bir adım atmadan konunun alelacele bir yönetmelikle ve son derece eksik bir şekilde düzenlenmeye çalışılmasını hiçbir şekilde doğru ve inandırıcı bulmuyoruz.<br />
<br />
Broşürde GDO’lar, “Klasik melezleme yöntemleri ile gen değişimi mümkün olmayan türler arasında, biyolojik metotlarla gen transferi yapılan organizmalara denir.” şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tanımlama AB’nin 2001/18 EC Direktif’inde “İnsan hariç olmak üzere, genetik materyali doğal yolla gerçekleşemeyecek şekilde değiştirilmiş organizmadır.” şeklinde tanımlanmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta GDO’lardaki gen değişimini doğanın yapmadığı, ancak laboratuarlarda ileri teknolojiler kullanılarak gerçekleşebildiğidir. Melezlemeyi doğa da yapabilmekte aynı türler birbirini dölleyebilmektedir. İleri teknolojiler kullanılarak yapılan aktarımlarda ise bir toprak bakterisinin geni tohuma aktarılarak bitki yabancı ot ilaçlarına dayanıklılık kazanmakta ya da topraktaki bir bakterinin zehir üreten geni tohuma aktarılarak bitki tüm dokularında bu zehiri üreterek haşerelere karşı direnç göstermektedir. Doğa hiçbir zaman o bakterinin genini o bitkiye aktarmamaktadır.</p>
<p>Bilgi kirliliğini önlemek amacıyla hazırlanmış broşürde İspanya, Çek Cumhuriyeti, Romanya, Portekiz, Polonya, Almanya ve Slovakya’da GDO’lu mısır yetiştirildiği bilgisi yer almaktadır. Bu ülkelerden Almanya Nisan 2009 itibarıyla GDO’lu mısır üretimini yasaklamış olup listeden çıkarılmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekirse, tüm Avrupa’da (sadece birkaç AB ülkesinde GDO’lu tohumla üretim yapılmaktadır) 2005 yılında 165 bin hektar olan GDO ekim alanı 2008 yılında 107 bin hektara gerilemiştir. Avrupa halkının %71’i GDO’lu gıdalar tüketmek istememektedir.</p>
<p>Danıştay’ın durdurduğu yönetmelikle ilgili olarak AB mevzuatı ile uyumlu olduğu belirtilmektedir. Bu kapsamda gıdanın içindeki GDO oranının binde 1 bile olsa halkın ne yediğini bilme hakkı çerçevesinde bu oranın belirtileceği ön plana çıkarılmaktadır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından ilk çıkarılan 26 Ekim 2009 tarihli yönetmelikte böyle bir uygulamaya yer verilmezken, binde dokuzun altı etiketlenmeye bile gerek görülmezken, olmayan şeyi yazmanın bilgi kirliliğine yol açacağı belirtilirken, GDO’ya Hayır Platformu’nun vatandaşın bilme hakkı olduğu, AB’de değil binde 9 milyarda 9 oranında GDO bulunsa bile gıdanın GDO’lu olarak etiketlendiği, GDO içermeyen ürünlerin ise GDO’suz diye etiketlendiği (ilk yönetmelikte GDO’suz yazmak yasaktı) konularında yaptığı kamuoyu bilgilendirmelerinin 20 Kasım 2009 tarihli yönetmelik değişikliğine yansıdığı görülmektedir. Platformumuzun başarısının Bakanlığın övünç kaynağını oluşturduğunu görmek bizleri de sevindirmektedir.</p>
<p>Bakanlığın sürekli GDO mevzuatımızın AB mevzuatı ile uyumlu olduğundan bahisle binde 9 eşik değer üzerinden örnek vermesi konusunda da bazı yanılgılar bulunmaktadır. Gerek gıda gerekse yemde GDO’suz üretim yapan üreticinin ürününe kazara bir GDO bulaşması söz konusu ise ya da teknik bir nedenle bulaşma olmuş ise üreticiyi korumak amacıyla binde 9 eşik değer uygulaması yapılmaktadır. AB ülkelerinde içinde GDO kullanılan gıdalar oranına bakılmaksızın doğrudan “GDO’ludur” şeklinde etiketlenmektedir. Bu yönüyle yönetmelikteki binde 9 uygulama mantığı ve halka anlatılış şekli AB ile uyum sağlamamaktadır. Uyarılarımızın sadece bir kısmı 20 Kasım 2009 tarihli yönetmelik değişikliğinde yer almıştır.</p>
<p>Bakanlık broşüründe GDO’ların yemler vasıtasıyla hayvanların etine, sütüne ve yumurtasına geçmediği, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) bilimsel araştırma sonuçlarının da bu doğrultuda çıktığı için bu tür hayvansal ürünlere GDO etiketi konmadığı belirtilmektedir. EFSA’nın güvenilirliği ve doğruluğu bizzat AB ülkelerinin birçoğunda tartışılırken, bu kurumun görüşlerinin ve yeterince araştırma yapılmamış olan bu yaşamsal konunun doğru kabul edilip bu broşüre eklenmesini Bakanlığın büyük bir sorumluluk altına girmesi şeklinde yorumluyoruz.</p>
<p>Broşürde Bakanlığın bir diğer övünç kaynağı olarak antibiyotik direnç genli GDO’ların da yasaklandığının gösterilmesi de GDO’ya Hayır Platformumuzun 5 yıldır bu konudaki ısrarından kaynaklanmaktadır.</p>
<p>GDO’ya Hayır Platformu geçmişte olduğu gibi gelecekte de GDO konusunda halkımızın, çiftçimizin ve doğanın korunmasından yana mücadelesini bilgiye dayalı bir şekilde devam ettirecektir.</p>
<p>Kamuoyuna saygıyla sunarız.</p>
<p>GDO’YA HAYIR PLATFORMU</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anlayalim.com/2009/12/20/gdo-hakkinda-bilgi-kirliligi-nereden-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biberonlara Dikkat!</title>
		<link>http://www.anlayalim.com/2009/12/15/biberonlara-dikkat/</link>
		<comments>http://www.anlayalim.com/2009/12/15/biberonlara-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Dec 2009 21:29:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>funq</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[adamı]]></category>
		<category><![CDATA[adamları]]></category>
		<category><![CDATA[akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[amerikan]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[barsak]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[biberon]]></category>
		<category><![CDATA[biberonların]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[bisfenol]]></category>
		<category><![CDATA[bpa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[epitelyum]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız]]></category>
		<category><![CDATA[pnas]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikeli]]></category>
		<category><![CDATA[zararı]]></category>
		<category><![CDATA[zararlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anlayalim.com/?p=359</guid>
		<description><![CDATA[Biberonların potansiyel riski hakkında Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma Amerikan Bilimler Akademisi (PNAS) dergisinde yayınlanarak bilimsel çevrelerce kabul edilmiş oldu. Araştırmaya göre, biberonların da dahil olduğu birçok plastik ürünün yapımında kullanılan Bisfenol A (BPA) maddesi, vücudun ihtiyaç duyduğu mineral ve tuzların emilimine katkıda bulunan bağırsak epitelyumunun geçirgenliğini azaltıyor. ABD&#8217;de 6 büyük biberon üreticisi, BPA içeren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-358" title="biberon" src="http://www.anlayalim.com/wp-content/uploads/2009/12/biberon-300x225.jpg" alt="biberon" width="300" height="225" />Biberonların potansiyel riski hakkında Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırma Amerikan Bilimler Akademisi (PNAS) dergisinde yayınlanarak bilimsel çevrelerce kabul edilmiş oldu.</p>
<p>Araştırmaya göre, biberonların da dahil olduğu birçok plastik ürünün yapımında kullanılan Bisfenol A (BPA) maddesi, vücudun ihtiyaç duyduğu mineral ve tuzların emilimine katkıda bulunan bağırsak epitelyumunun geçirgenliğini azaltıyor.</p>
<p>ABD&#8217;de 6 büyük biberon üreticisi, BPA içeren ürünlerin satışını durdurduğunu açıkladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anlayalim.com/2009/12/15/biberonlara-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
