Banksy Kimdir? Neden Yüzünü Göstermiyor?

Banksy kimdir? Bu sorunun yanıtını vermek gerçekten zor, çünkü sanatı dışında hakkında bildiklerimiz çok sınırlı. İngiltere’nin tarihi liman şehri ve 90′lı yıllarda triphop müzik ekolünün başlatıcısı Bristol’de doğmuş ve küçük yaşlarda kasaplık eğitimi almıştır. Çevresindeki bir çok insan gibi sıradan işlerde çalışıp, bir ayyaş olarak ölmek seçeneğine karşı; sokak sanatçısı olmayı seçmiştir. Ailesi onu bir ressam sanmaktadır…

Sokaklarda yaptığı sıradan işlerin ardından, kısa sürede kendini yetiştirmiş, artık bir imzaya dönüşmüş Banksy adını alarak estetik beğeniyi hitap eden ve aynı zamanda protesto yönü ağır basan kendine has tarzını yaratmayı bilmiştir. Şablon üzerinden yapılan ve diğer tarzlardan yaratıcı desen çizimi ile ayrılan stencil graffiti’nin öncüleri arasına girmiştir. Grafiti geleneği içinde var olagelmiş, karikatürize tiplemeler üzerinden biçimlenen cool mizah anlayışına yapıtlarında yer vermez. Banksy’nin mizahı düşünseldir, ironik protestolara ve kara mizah öğelerinin kullanımına ağırlık verir. Duvarlara bir tabloymuş gibi özenle yaklaşan tarzıyla, benzerleri arasında kolayca fark edilecek bir yetkinliğe ulaşmıştır. Çalışmalarında düş gücü ve ince zekayı bir araya getiren Banksy, kısa sayılabilecek bir dönemde çok sayıda takipçi yada fan’ı etkilemeyi bilmiştir.

İngiltere de başlayan serüveninde, New York’tan Barcelona’ya, Paris’ten Batı Şeria’ya küresel boyutta sokaklara parmak izlerini bırakan, gezgin bir sanatçıya dönüşmüştür. Nike gibi bir çok büyük şirketin tekliflerini geri çevirmesine rağmen, artan popüleritesi nedeniyle bazı sokak sanatçılarının eleştirilerine de maruz kalmıştır. Eleştirilere rağmen, Punk nasıl rock müziği dönüştürülmeye çalışıldığı parıltılı, şöhret oyunundan kurtarıp sokaklara geri döndürmüşse; Banksy de sanatı büyük müzelerden hayatın nabzının aktığı sokağa indirmiştir. Banksy’ye göre sesi çıkamayanlara ses olmak grafitinin başlangıç noktasıdır ve yapıtlarında Punk’ın saldırgan tarzı belirleyicidir. Zaten kurumlara, kuruluşlara bağlı olmadan bireysel yaratıcılıkla yapılan grafiti sanatının kendisi, Punk’ın ‘kendin yap’ etiğinin bir yansıma alanı da değil midir? Sprey boya ile sesini yükselten alt-kültürün, kenar mahallelerin bıçkın çocuklarının şairliği misyonunu üstlenen ise Banksy olmuştur.

Your Ad Here

Politik Tavır Olarak Sokak Sanatı

Duvara resim yapma geleneği mağara devrine kadar inse de, çağdaş grafiti sanatını oluşturan damarın modern şehirler oluşumu ile dikkat çeken duvar yazılaması geleneğine bağlamak daha doğru olacaktır. Graffiti 70′lerin sonlarında Jean Michel Basquiat’ın çalışmaları ile sanat camiasının ilgisine mahzar olsa da kökenlerini daha eski tarihlerde aramak gerekir. Kapitalist metropol cangılları arasında oluşan getto’lar ve oradan türemiş alt-kültürlerle ilişkilendirmek sağlıklı olacaktır. Örneğin 1968 Mayıs’ında ayaklanmacı gençler protesto ve ütopyalarını estetik yaratıcılıkla duvarlara vuruyorlardı. Banksy’nin yapıtı bu protestocu geleneğin bugünkü en canlı örnekleri arasındadır. Savaş karşıtlığı, hayvan hakları savunusu, isyancı gelenekle bağ ve radikal politik vurgular Banksy’nin sokak sanatında en belirleyici temalardır.

Günümüzün kavramsallaşmış ve kurumsallaşmış sanat anlayışlarına bağlı üretimlerde politik duruş ve tavırlardan uzaklaşma eğilimi belirgindir. Politika olsa olsa en kiç formlarda içerikten ve isyancı özden yoksunlaşmış, yoksullaşmış biçimlerde gündeme gelmektedir. Buna karşı Banksy protestolarını gündelik hayatın aktığı sokaklarda, deyim yerindeyse insanlarının gözlerinin içine sokar. Sanat aracılığıyla gerçekleştirdiği açık protestolarını sloganlarla birleştirmekten çekinmez. Bu yüzden ‘sanat ve sanatçı’ tanımlamaları yerine, ayaklanmacı dilden ‘vandal ve vandalizm’ terimlerini tercih eder. Graffiti yanında savaş karşıtı gruplar, Greenpeace ve reklam karşıtı Avdet gibi muhalif gruplar için poster ve afişler hazırlamıştır. Yayınladığı manifestolardaki tutumunu lafta bırakmaz, hayvanlarla deney yapan kuruluşların duvarlarına ya da tepesinde güvenlik kamerası kurulmuş binaların duvarlarına protest işlerini gerçekleştirir.

Kuşkusuz bu protestolardan en önemlisi İsrail hükümetinin Filistin sınırına inşa ettiği, Londra ile Zürih arasında kadar uzun bir mesafeyi kaplayan ve BM tarafından hukuk-dışı ilan edilen ‘güvenlik duvarı’na yaptığı işlerdir. Banksy, kendi ifadesi ile ‘Filistin’i bir açık hava hapishanesine çeviren utanç duvarına’ Tatil Enstantaneleri’ adını verdiği 9 adet boyama yapar. Başını duvarın karşı tarafına çıkarmış bir at, duvarın öte tarafına geçmeye yarayan sağlayan merdivene çıkan çocuk gibi. Ama aralarındaki en yetkin çalışma kuşkusuz iki çocuğun duvara açtıkları düş gediğidir. Banksy’nin spreyinde parçalanıp, kaldırım taşlarına dönüşen utanç duvarı; bir düş kumsalına açılır…

Yorum Yapın

Mesajınız